-Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? Sizi yazarlığa teşvik edenler oldu mu?
-Sekiz gün önce vefat eden Rahmetli Babam Maraş'ta kitapçılık yapardı. Dolayısiyle benim ilk gençlik yıllarım bir kitapçı dükkanında geçti diyebilrim. Kitaba ve yazara değer verilen bir ortamda, benim de hedefim onlar gibi bir yazar olmaktı. Beni herkesten çok içinde bulunduğum ortam yazar olmaya yönlendirdi.Tabii ki bazı gazete ve dergilerde çıkan yazılarıma gelen "Aferin" ler de beni çok teşvik etmiş ve yüreklendirmiştir.
-Bir yazarın dikkat etmesi gereken en önemli şey doğruları yansıtmak olsa gerek. Siz bu konuda nasıl bir yol izlediniz?
-Yazmak, aydınlatmaktır, doğrultmaktır,mutlu kılmaktır. En azından, yanıltmamaktır. Tabii ki bu da zor bir iştir. Ben,bu hususta başarılı olabilmek için, kutsal Kitab'a gönül vermişlere bakmaya çalıştım. Onlar benim deniz fenerlerimdi. Allah Kitabı'nın sevdalılarına sevdalı bir yürek taşımak, doğruları yakalamada rehberim oldu.
İşte bu sebeble,40 yıl önce yayınlanmış bir kitabım olan olan Mehmed Akif, halen ve aynen okuyucusuna ulaşmaktadır,şükürler olsun.
-Bir Destandır Çanakkale’de belki de kimsenin bilmediği olağanüstü destanları anlattınız. Allah’ın kudretinin ne kadar büyük olduğunu yansıttınız. Peki sizce askerimizde bu iman olmasaydı gerçekten bu savaşta yenik mi düşerdik?
-Bir Destandır Çanakkale adlı kitabın yazarı benim ama, oradaki güzellikler ve yürek titreten derinlikler bana ait değildir. O inanılamaz güzelliklerin gerçek kahramanları, Bedir Arslanlarına benzeyen Mehmetçiklerdir. Çanakkale tabii ki imanın zaferidir. İmansız kazanılması imkansızdı. Dolayısiyle de imansız yazılamaz. Yine bu sebebten dolayı, Akif Dedem'in yazdığı Çanakkale Destanı, o gün bu gün aşılamıyor.
-Aşk Çağlayanı Mevlana’da, Hz. Mevlana’nın üstün kişiliğini ve hoşgörüsünü sizin kaleminizden okumak doğrusu çok heyecan vericiydi. Peki Hz. Mevlana için hayatınıza yön veren, felsefesiyle sizi kuşatan yegane kişi diyebilir miyiz?
-Aşk Çağlayanı Mevlana kitabımız , yıllarca konferans olarak sunduğum bir çalışmanın yazıya geçmesidir. Yunus Emre'yi 25 yıl önce yazmıştım ama, bu Sultan'ın hep çevresinde dönüp durmuş ve gönül okyanusuna dalmaya asla cesaret edememiştim. Enginliği ve zenginliği hep başımı döndürmüştü. Aşk Çağlayanı Mevlana başlıklı konferanslarımızı dinleyenlerin ısrarlı teklifleri olmasa, yine de yazma cür'etinde bulunamazdım.
Tabii ki Hz.Mevlana önderim ve rehberimdir.Özellikle de sevgide, hoşgörüde, hoca olmakta...Ama şu da bir gerçek ki, Mevlana kulvarında ne ilktir, ne de sondur. O nurlu bir zincirin, en parlak halkalarından biridir. Çünkü, Efendimiz'in has ve halis bir talebesidir.
-Şüphesiz deneyiminiz ve özgün üslubunuzla okuyucu kitleniz gün geçtikçe artıyor. Peki sizin sayenizde İslam’la tanışan veya İslam’ı tam manasıyla bilmediği halde sizi okuduktan sonra hayatının değiştiğini size anlatan okuyucularınız oldu mu? Bununla ilgili bize bir anınızı anlatır mısınız?
-"Sayemde" değil de belki vesile oluşumla Allah diyen ve İslam'la tanışanlar olmuştur Elhamdülillah. Hidayet Allah'tandır.Bize düşen, doğru adresi, doğru göstermektir. En son Kırgızistan'dan bir delikanlı aradı.
Bana burada hiç kimse Allah dedirtemiyordu. Ama ,sizin ÖĞRETMENİN NOT DEFTERİ adlı kitaplarınızı okuduktan sonra, artık herkesten fazla Allah diyorum ve ateist olmanın imkansızlığına inanıyorum."
Bu kitabımı Almanca'ya tercüme eden Christine hanım da artık ateist değil..."Bu kitabı okuduktan sonra, Allah penceresinden bakmayı öğrendim. Bu sayede her şey bana dost oldu; korkularımdan kurtuldum" diyor.
-Hayatta ve yazarlık adına en korktuğunuz şey nedir?
-Her zaman ve her alanda en çok korktuğum şey samimiyetsizliktir. Konuşurken ve yazarken hep yürekten ve içtenlikli olmaya gayret ederim. Çünkü samimiyetsizlik,yavanlıktır.
-Gençlere yönelik eserler vermeyi düşünüyor musunuz?
-Benim 40 eserim de gençler içindir aslında. Mesela, ÇANAKKALE'DE ŞAHLANANLAR VE ANALAR adlı eserimi ilkokul 3. sınıf öğrencileri okuyup heyecanlanmışlar. Ama münhasıran yaşca gençlere yönelik eserler de düşünüyorum. İnşallah pek yakında bunlardan birinin müjdesini verebilirim. "Örneksiz Eğitim Olmaz" prensibimizin bir muhteşem yıldızı yola çıkmıştır. Rabbim hakkını verebilmeyi nasip etsin.
-Örnek aldığınız ve idolüm diyebileceğiniz yazarlar var mı?
-Yazarlıkta örneklerim, bana yazmayı sevdirenlerdir aynı zamanda: Mehmed Akif, Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti, Nureddin Topçu, Peyami Safa, Arif Nihat Asya...
-Son olarak biz gençlere nasıl tavsiye ve öğütlerde bulunmak istersiniz?
-Gençler! Gençlik bilinçli yaşandığında çok güzeldir. Bu çok güzel ama geçici gençliği, ebedi bir gençliğe çevirebilmenin yolunda olunuz. Yoksa çabuk geçen bir rüyadan hüsranla uyanmış olursunuz.
Son zamanlarda üzüntülü olduğunuzu biliyorum ve öncelikle başsağlığı diliyorum. Allah’ın rahmeti sevgili babanızın üstüne olur inşallah. Böyle zor bir zamanınızda bana vakit ayırdığınız için binlerce şükranlarımı sunuyorum. Allah sizden razı olsun.