VEHBİ VAKKASOĞLU İLE “ÇANAKKALE’DE ŞAHLANANLAR” KİTABI ÜZERİNE..
Vehbi Vakkasoğlu Röportaj: Cem Sökmen
Çanakkale Zaferi de son 10 yılda ilgi odağı oldu ve büyük bir ruhi uyanışa sebep oldu. Bu 10 yılda Çanakkale hakkında pek çok kitap yayınlandı, tiyatro oyunları sergilendi. Fakat Çanakkale gibi bir hadise için ne kadar kitap yazılsa ne kadar faaliyet yapılsa yine az gelir. Bizi tekrar tarihimize ve ruh kökümüze bağlayan Çanakkale Zaferi her geçen gün, her geçen yıl değişik cepheleriyle ve özellikleriyle ele alınacak bir zenginliği bünyesinde taşır. Bir Destandır Çanakkale” adlı kitabı 74 baskı yapan ve şimdiye kadar 40’a yakın kitabı yayınlanan Vehbi Vakkasoğlu, Çanakkale’nin zenginliğini yeni bir kitapla okuyucuya sunmaya devam ediyor. Vehbi Vakkasoğlu’nun yeni kitabı “Çanakkale’de Şahlananlar” adını taşıyor. Çanakkale üzerine şimdiye kadar 1055 adet konferans veren Vehbi Vakkasoğlu ile son kitabı “Çanakkale’de Şahlananlar” kitabı üzerine konuştuk.
Cem Sökmen: Çanakkale’de Şahlananlar adlı kitabınızın orijinal yönleri nelerdir?
Vehbi Vakkasoğlu: Bu kitapta ilk defa yazılan çok önemli hatıralar var. Bu hatıralardan çıkarılacak derslere kısa yorumlar eklenerek konu aktüel hale getirilmiştir. Ayrıca Çanakkale’nin hanımlar cephesi var ki, çok muhteşemdir. Çanakkale’nin az bilinen ve dolayısıyla da az anlatılan hanımlar kısmına epeyce geniş yer verdik.
Cem Sökmen: “Bir Destandır Çanakkale” 80 baskı yaptı. Çok okundu. Çok duygulandırdı. Şimdi hala en çok okunan Çanakkale kitaplarının başında geliyor. Niçin yeniden bir daha Çanakkale?
Vehbi Vakkasoğlu: Bir Destandır Çanakkale’yi okuyanlar hep devamını istediler. “Aynı üslupla Çanakkale devam etmeli dediler. Bu istek o kadar çok tekrarlandı ki, sonunda pekala demek zorunda kaldım. Yine aynı heyecan ve gözyaşlarıyla vücut buldu, “Çanakkale’de Şahlananlar”.
Cem Sökmen: Kitabınızı bir cümleyle özetleyin dersem ne dersiniz?
Vehbi Vakkasoğlu: Bu çok zor bir iş. Çanakkale cümlelere sığmaz. Ama kendimi tek cümle için zorlarsam şunu söylerim: Çanakkale bütün bir milletin hep birlikte kazandığı öyle bir kardeşlik destanıdır ki; aynı birliği bugün de sağladığınızda neleri başaracağınızın da müjdelerini taşır içinde.
Cem Sökmen: Siz hem konuşmalarınızda, hem de “Çanakkale’de Şahlananlar” adlı yeni eserinizde hep “Bugünün Çanakkale’si Ailedir” diyorsunuz? Niçin bugünün Çanakkale’si ailedir?
Vehbi Vakkasoğlu: Evet, gerçekten de bugünün Çanakkale’si aile. Çünkü Mehmetçiği yetiştiren temel kaynak ailedir. Bütün manevi değerlerin kaynağı ve ilk okulu aile. Aile son kale. Yıkılırsa Allah korusun, hepimiz altında kalır, eziliriz. Bu gerçeği gören bugünkü düşmanlarımız hep aileye yükleniyor; onu çözmek ve dağıtmak istiyorlar. Dün Çanakkale’yi geçemeyenler bugün ailemizi geçmek ve ezmek istiyorlar. Dolayısıyla bugünün Çanakkale’si ailedir. Aile son kale… Bugün de aileyi savunacağız sonuna kadar. Ailenin bittiği yerde, Çanakkale’de harikalar meydana getiren Mehmetçik de biter. Mehmetçik hep ileriye baktı; düşmana doğru tereddütsüz ilerledi. Gözü hiç arkada kalmadı. Çünkü arkasında sıradağlar gibi sağlam duran analar vardı. İşte biz, “Çanakkale’de Şahlananlar” isimli bu kitabımızda o analarımızı da gündeme getirmeye çalıştık.
Cem Sökmen: “Bir Destandır Çanakkale” adlı kitabınızdan sonra şimdi de “Çanakkale’de Şahlananlar”ı yazdınız. Çanakkale’ye geziler tertiplediniz. Çanakkale destanı üzerine 1211 konferans verdiniz? Neden özellikle Çanakkale?
Vehbi Vakkasoğlu: Doğru, Çanakkale için şimdiye kadar 1211 konferans verdim. Oradaki insanlık destanını dinleyen gençler her konferanstan sonra bana “Gerçekten biz onların torunları mıyız?” diye sordular.
Ben bu örnekleri asr–ı saadette gördüm. Öylesine bir kardeşlik ve dayanışma var. Bu tabloyla karşılaştığımda şaşırmadım da. Çünkü zaten Çanakkale’nin de ilham kaynağı asr–ı saadettir. Efendimizin orada tecellileri vardır. Bunun altını ısrarla çizmek isterim. Peygamber Efendimiz Çanakkale’de canla başla savaşan neferlerin “Ya Muhammed! Kitabın gidiyor” çığlığına cevaben gelip, orada bizzat destek vermiş ve yapamayacakları şeyleri de yaptırmıştır. Bugün bir güzellik olacaksa eğer. Bizim de onlara benzememiz gerekiyor.
Cem Sökmen: “Çanakkale Ruhu”ndan çok bahsediyorsunuz? Bu ruhu bize anlatabilir misiniz?
Vakkasoğlu: Bir Avustralyalı gazeteci iki yüz Mehmetçiğin üzerine benzin dökülüp yakıldığını, buna ait belgeleri kendi devlet arşivlerinde bulduğunu söylüyor. Cephedeki askerimizin morali bozulsun diye, böyle bir vahşetin yapıldığını kaydediyor. Diğer yandan bize esir düşmüş bazı İngilizler daha sonra “Biz Çanakkale’de esir değil, hatırlı misafir gibiydik, ne yedilerse bize de yedirdiler” diyor. Bir İngiliz asker “O kadar insanlık ve anlayış gördüm ki, zaman zaman Müslüman olmamak için kendimi zor tuttum” diyor. Zamanın 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders ise, hatıralarında şu ifadeleri kullanıyor:
“Çanakkale’de hangi cepheye gittiysem sordum: ‘Asker nasılsın?’ Yokluk, kıtlık ve imkansızlık içindeki askerler hep ‘iyiyiz’ cevabını verdi. Bu şartlarda iken bana nasıl ‘iyiyiz’ cevabını verdiklerini düşünmekle birlikte, yine her yerde ‘Niçin çarpışıyorsunuz?’ diye sordum. Bütün Mehmetçikler sanki anlaşmış gibi ‘Allah rızası için’ dediler.”
Liman Von Sanders en sonunda şu cümleyi sarf ediyor: “Evlatları Allah rızası için çarpışan bir millet daima muzaffer olur.”
Cem Sökmen: Çanakkale Zaferi’ni en çok hangi yönleriyle günümüze taşıyabiliriz?
Vehbi Vakkasoğlu: Mehmetçiğin Çanakkale’de yaşattığı insanlığa bütün dünya şimdi daha çok muhtaçtır. Çünkü açık ve örtülü savaşlarda yine acımasızlıklar, sömürüler, bencillikler yaşanıyor. Yine insanlar, küçük çıkarlar uğruna, açlığa ve ölüme terk ediliyor; özellikle de Müslümanlar, yine dünyanın her yerinde kana, gözyaşına, acıya boğuluyor.
Bize düşen görev Çanakkale ruhuyla hareket ederek, dünyayı yeniden merhametle, vicdanla ve sevgiyle tanıştırmaktır. Eğer çocuklarımız Çanakkale ruhuyla dolu yetişselerdi, ne acımasız cinayetler, ne kapkaç ne de terör olur. Çanakkale ruhu insanları insan eder, kardeşleştirir, birbirine daha çok sevdirir.