Yaşadığım Avrupa,
Vehbi Vakkasoğlu’nun 30. kitabı olarak Nesil Basım Yayın’dan çıktı.
Kitap, “Batı Batıcıdır” diye başlıyor. 6 yıl Avrupa’da çalışarak, Batı’yı içinden tanıyan yazar, bize kanlı, kinli ve çirkin yüzlü bir medeniyeti etkileyici olaylarla anlatıyor. Özellikle de konu İslâm ise, Batı, kaba, katı ve ilkel bir çifte standartla hareket ediyor.Bosna’da, Çeçenistan’da, Kosova’da akan kanlar, bu iki yüzlülükten kaynaklanıyor.
İnsanlıktan, faziletten, sevgi ve şefkatten sür’atle uzaklaşan bir toplumun hazin hikâyesi var bu eserde. Ancak, İslâm dünyasının büyük bir ölümü, hâlâ çağdaşlık, uygarlık, evrensel değerler gibi özentilerini Batı’da arıyor. Oysaki, Yaşadığım Avrupa, Batı’dan alınacak insanlık dersi olmadığını çok açık biçimde en acı örnekleriyle ortaya koyuyor.
Bırakınız başka insanları, Batı kendi çocuklarını bile acımasızca yiyor. Kendi kendisini maddeci ve fertçi bir anlayışla tahrip ediyor. Dolayısıyla da en başta aile olmak üzere, insana yaraşır güzellikler bir bir ortadan kalkıyor. Sevgi yetimi, şefkat öksüzü insanların sayısı artıyor. Toplum varlık içinde yokluk çeken manevî bir bataklığa dönüştürülüyor.
Vehbi Vakkasoğlu’nun yeni eseri bu gerçekleri hayatın içinden misallerle açıklıyor. Temeli soygun, sömürü ve haksızlık üzerine kurulmuş bir medeniyetin mensuplarını nasıl perişan ederek dünyalarını cehenneme çevirdiğini gözler önüne seriyor.
Bu perişanlığın çözümü ve çaresi de gösterilmiş. “Farkında Olmadığımız Güzellikler” başlığı altında, sahip olduğumuz, ama uygulamadığımız birçok insanî değerin yeniden bilincine varıyorsunuz.
“Mimsiz Medeniyet”in bize hiç dost olmayan politikacılarını anlamak için bu kitabı mutlaka okumak gerekiyor. Batı’nın lâikliğini, insanın maddeye verdiği değeri, yeniden dine ve aileye dönüş için giriştiği çabaları açıklayan yazar, çağına tanık olma sorumluluğu ile birikimlerini, hatıralarını, gözlemlerini yazmış. Duvarlı Berlin’den duvarsızına geçişin şahidi olmuş.Batı’nın çirkin yüzünü de, sağlam yüzünü de objektif bir açıklamanın konusu yapmış.
Batı’da açan garip ve mahzun peygamber çiçekleri... Güzel ülkemizin güzel insanları, hakim kültüre teslim olmayan iradeli gençlerimiz. Avrupalı Müslümanlar, kiliseden dönüştürülen camiler...
Bütün bunların çoğu hüzünlü, azı sevinçli hikâyesi, Yaşadığımız Avrupa kitabında sürükleyici bir üslupla ele alınmış.