DUA ALMANIN ZEVKİNİ TATSINLAR -BUGÜN GAZETESİ
Eğitimci yazar Vehbi Vakkasoğlu bir eğitimci gözüyle kurbanın yardımlaşma yönünü ve çocuğu bayram namazına götürmenin önemini anlattı.
- Yıllarca din kültürü öğretmeni olarak görev yaptınız. Siz öğrencilere, çocuklara nasıl anlatıyorsunuz kurbanı?
--
Yazının devamını göster
DUA ALMANIN ZEVKİNİ TATSINLAR -BUGÜN GAZETESİ
Eğitimci yazar Vehbi Vakkasoğlu bir eğitimci gözüyle kurbanın yardımlaşma yönünü ve çocuğu bayram namazına götürmenin önemini anlattı. - Yıllarca din kültürü öğretmeni olarak görev yaptınız. Siz öğrencilere, çocuklara nasıl anlatıyorsunuz kurbanı?
Tabii kurban bayramında topluca kesilen hayvanlar çocukların dikkatini çekiyor. Bunu biraz sosyal yardımlaşma, Allah’a teslimiyet çerçevelerinde anlatmak lazım. “Her şey sonlu, biz kesmesek de zaten bir gün ölecek. Veya başkaları tarafından kesilip marketlerde satılacak. Ama biz bunu önemli bir amaç için yapıyoruz” demek lazım. Başka bir açıdan bakarsak, kanlı ve kinli bir dünyadayız. Çocuklara şöyle bir mesaj da verilebilir: “Bakın bir hayvanın bile kanının akmasına dayanamıyoruz. İnsanlara böyle bir zarar vermek ne kadar kötü. Hiç hoşunuza gitmedi değil mi?” Çok çeşitli sebeplerle kesiyoruz kurbanı ama yine de duygularımızı incitebiliyor. Buna bakarak savaşların ne kadar acıtıcı, insanlara zarar vermenin kötülüğü anlatılabilir. Böylelikle kurbanın içinden barışa bir yol açabiliriz. Bir başka yönü de bayramın eğitici yönü. Ben ailelere daha çok ailelere şunu öneriyorum: Yakın komşulara etleri çocuklar götürsünler. Vermenin, dua almanın zevkini tatsınlar. Vermeye hazır gönüller oluşsun böylelikle. Böylece bayramın eğitici tarafı da ortaya çıkmış oluyor.
- Çocuğu bayram namazına götürmenin çocuğun din eğitiminde nasıl bir katkısı olur?
Bayram namazını yüz kere anlatmaktansa bir kere bayram namazına götürmek, o çocuğun maneviyatı hissetmesi, bayram namazının tadını hissetmesi açısından çok çok önemli. Gerçek eğitim öyle olur. “Uyku alışkanlığı var, bu saatte uyuması gerekiyor” diye düşünebilir anneler. Ama bırakın senede iki gün o heyecanı, hele de o büyük camilerde yaşanan tatlı heyecanı yaşasın. Eğitim demek çocuğa bilgi yüklemek değil, çocuğa manevi heyecanları, duyguları yaşatmaktır. Bu da tam anlamıyla bayramda camilerde oluşan bir hava. O fırsatları kaçırmamak lazım. Şimdi yetişkinlerden ibadet konusunda bir hatıra anlatmalarını isteseniz, hep çocuklukta yaşadıkları bayram namazları gelir akıllarına. Demek ki kalıcı, iz bırakan, ruhları yönlendiren bir güzellik ortaya çıkıyor bayram namazlarında. Uykulu uyanık, gözlerini ovuşturarak da olsa gitsinler bayram namazına. Yaşayacakları o tatlı duygulara değer.
- Kurbanın önemli bir yönü de yardım yönü. Kurban etini verirken nasıl bir tavrımız olmalı?
Alan açısından özellikle, bir maddi ihtiyaç karşılanıyor gibi görünüyor belki ama asıl et verilerek gönül alınmış oluyor. Toplum hâlâ birbirine değer veren, birbirini görüp gözeten fertlerle buluşuyor. Fakirle zengin arasında bir gönül köprüsü oluşuyor. Ama minnet altında da bırakmamak çok önemli. Orada bir vazife yapılıyor, ekstra çok önemli bir insanlık görevi yapılmıyor. Bir ibadetin önemli bir parçasını yerine getiriyorsunuz. Bir fazilet değil, bir görevin yerine getirilmesi. O götürülen et karşıdaki fakirin hakkı. Asla içine kendimizden enaniyet, gurur katmamak lazım. O zaman onun ibadet boyutu ortadan kalkar diye düşünüyorum. Verirken kesinlikle hissettirmemek lazım.